RUUF

Resesyonda (Durgunluk Döneminde) Neye Yatırım Yapılır?

12.03.2024
13 dk. okuma
Mirak Özoğlu
İçindekiler
Resesyonda (Durgunluk Döneminde) Neye Yatırım Yapılır?
Ekonomik kriz, resesyon ve ekonomik durgunluk gibi terimler, ekonomik faaliyetlerde gözlenen olumsuz durumları tanımlamak için kullanılır. Ekonomik kriz, finansal sistemde ciddi sorunların yaşandığı ve ekonominin çeşitli sektörlerinde önemli çalkantıların görüldüğü dönemi ifade eder. Bu krizler, bankacılık sektöründeki sorunlar, borç sorunları ve güven kriziyle birlikte ortaya çıkar.
Ekonomik durgunluk ise resesyonun daha uzun süreli ve derinlemesine bir versiyonudur. Ekonomik faaliyetlerdeki düşüş sürerken işsizlik oranları yüksek kalabilir. Ekonomik toparlanma yavaş gerçekleşebilir. Tüketici harcamaları, yatırımlar ve işletme faaliyetleri düşük seviyelerde seyreder.
Resesyon, ekonominin belirli bir süre boyunca küçülme eğiliminde olduğu, işsizlik oranlarının arttığı ve ekonomik aktivitenin yavaşladığı dönemi ifade eder. Resesyon döneminde birçok sektörde daralmalar ve finansal belirsizlikler görülür.

Ekonomik Durgunluk Temelleri

Ekonomik durgunluk, bir ülkenin ekonomisinin yavaşladığı dönemdir. Bu dönemde, insanlar ve şirketler az harcama yapar, işsizlik artar ve ekonomik faaliyetler azalır. Bu durumun başlıca sebepleri arasında tüketici ve işletmelerin harcamalarındaki düşüş, finansal belirsizlik, yüksek borç seviyeleri ve bankaların sıkıntılı durumu yer alır.
Ek olarak dış ticaret dengesizlikleri, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve siyasi belirsizlik de durgunluğa neden olabilir. Tüm faktörler bir araya geldiğinde, ekonomi zor bir döneme girer. Durgunluktan çıkabilmek için ekonomik politikalarda değişikliklere ihtiyaç duyulur.
Resesyonun sebepleri birçok değişkene bağlıdır. Ancak ekonomik durgunluğa yol açabilecek bazı temel faktörler bulunmaktadır.
Resesyonun Sebepleri
  • Talep Eksikliği: Tüketicilerin ve işletmelerin harcamalarında ani bir düşüş, talep eksikliğine neden olarak ekonomiyi yavaşlatabilir.
  • Finansal Belirsizlik: Bankaların ve diğer finansal kurumların sorunları, kredi arzının daralmasına ve ekonomik faaliyetin azalmasına sebep olabilir. Yüksek Borç Seviyeleri: Bireylerin ve şirketlerin aşırı borçlanması, ödemelerde zorluk yaşanmasına ve ekonomik aktivitenin düşmesine neden olabilir.
  • İşsizlik Artışı: İşsizlik oranlarındaki artış, tüketim harcamalarının düşmesine ve ekonomik büyümenin yavaşlamasına yol açabilir.
  • Dış Ticaret Dengesizlikleri: Bir ülkenin dış ticaret açığı veya fazlası, ekonomik dengesizliklere neden olarak resesyona yol açabilir.
  • Enerji Fiyatlarındaki Dalgalanmalar: Yüksek enerji fiyatları, işletmelerin maliyetlerini artırabilir ve tüketicilerin harcama gücünü azaltabilir.
  • Siyasi Belirsizlik: Politik istikrarsızlık ve belirsizlik, işletmelerin yatırım yapma isteğini azaltabilir ve ekonomiyi olumsuz etkileyebilir.
  • Büyüme Zorlukları: Ekonomik büyüme için gerekli olan yapısal sorunlar, uzun vadeli durgunluk riskini artırabilir.
Resesyon dönemleri, yatırımcılar için zorlayıcı olabilir. Doğru stratejilerle fırsatlar da sunabilir. Talep eksikliği ve finansal belirsizlik nedeniyle genelde riskten kaçınma eğiliminde olan yatırımcılar, güvenli limanlara yönelebilir.
Hazine bonoları, devlet tahvilleri ve altın gibi güvenli varlıklar, bu dönemde portföylerin korunması için tercih edilebilir.
Düşük değerlemeli hisse senetleri ve sektörel olarak dayanıklı alanlara yönelik yatırımlar, ekonominin toparlanma sürecinde değer kazanabilir. Ancak yatırım kararları alırken dikkatli olunmalı, kişisel risk toleransı ve uzun vadeli hedefler göz önüne alınmalıdır.
Profesyonel finansal danışmanlardan alınan destek, doğru yatırım stratejileri oluşturma konusunda yardımcı olabilir.
Resesyon dönemlerinin ekonomik, sosyal ve finansal alanlarda bir dizi olumsuz etkisi olabilir. İşsizlik oranlarında artış, şirket kârlarında düşüş ve tüketici harcamalarında azalma gibi ekonomik sonuçlar görülebilir.
Durgunluk olduğunda finansal piyasalarda belirsizlik artar ve varlık fiyatları düşer. Bankaların kredi verme eğilimleri azalır. İşletmelerin büyüme ve genişleme fırsatları da resesyon dönemlerinde kısıtlanır.
Resesyonun Sonuçları
  • İşsizlik Artışı: İşletmelerin üretimlerini azaltması veya kapatması nedeniyle işsizlik oranları yükselir. Tüketici Harcamalarındaki Azalma: Gelir belirsizliği ve işsizlik nedeniyle tüketiciler harcamalarını kısarlar. Varlık Değerlerinde Düşüş: Hisse senetleri, emlak ve diğer varlık değerleri düşer, yatırımcıların portföyleri zarar görebilir.
  • Finansal Sıkıntı: Bankalar ve diğer finansal kurumlar, kötü kredilerin artması ve değer kayıplarıyla mücadele edebilir. Kredi arzının azalmasına neden olabilir.
  • Şirket Kârlarında Düşüş: Şirketler gelir kayıpları yaşar ve kâr marjları azalır. Hissedarlar için olumsuz etki yaratabilir.
  • İşletmelerde Kapanmalar**: Özellikle küçük işletmeler, rekabet zorlukları ve finansal sıkıntılar nedeniyle kapanabilir.
  • Gelir Eşitsizliği Artışı: Ekonomik zorluklar, gelir eşitsizliğini artırabilir ve düşük gelirli grupları fazla etkileyebilir.
  • Yatırım Azalması: İşletmeler yatırım harcamalarını kısar. Uzun vadeli ekonomik büyümeyi olumsuz etkiler.
  • Devlet Harcamalarındaki Artış: Hükümetler, ekonomiyi canlandırmak amacıyla harcamalarını artırır ve mali teşvik önlemleri uygular.
  • Küresel Etkiler: Bir ülkedeki resesyon, küresel ekonomi üzerinde de etkiler yaratabilir, özellikle ticaret ve finansal piyasalarda dalgalanmalara neden olabilir.
Bu sonuçlar, resesyondan etkilenen bir ekonomide ortaya çıkabilecek çeşitli zorlukları ve dönemsel değişiklikleri yansıtmaktadır.
Resesyon dönemleri, yatırımcılar için risklerle dolu olabilir ancak doğru stratejilerle bu zorlu dönemden fırsatlar çıkartmak da mümkündür. Varlık değerlerindeki düşüşler, düşük değerlemeli fırsatlar yaratabilir.
Dikkatli bir portföy yönetimi ve uzun vadeli perspektif önemlidir. Güvenli limanlara yapılan yatırımlar, volatiliteye karşı koruma sağlayabilir. Sektörel analizler ve geniş varlık dağılımı, portföyü çeşitlendirmek ve riski dağıtmak açısından gerekli stratejilerdir.
Resesyon dönemlerinde yatırım kararları alırken uzmanlardan destek almak ve kişisel finansal hedeflere uygun stratejiler belirlenmelidir.
Durgunluğun doğuracağı sonuçlara rağmen resesyon dönemlerinde yatırım yapmak mümkündür. Bu dönemde varlık değerleri düşer, bu da düşük fiyatlı yatırım fırsatları yaratabilir.
Lakin bu yatırımlar risklidir ve değer kayıpları yaşanabilir. Yatırımcılar, resesyonda güvenli limanlara yönelerek risklerini azaltabilir ve uzun vadeli perspektifle portföylerini yönetebilirler.
Yatırım aracı seçimleri, kişisel finansal hedeflere ve risk toleransına uygun strateji oluşturmayı gerektirir. Özellikle resesyon dönemlerinde, güvenli limanlara yönelmek ve dengeli varlık dağılımıyla portföyü çeşitlendirmek gerekir. Hazine bonoları ve devlet tahvilleri gibi düşük riskli varlıklar, değer kaybına karşı koruma sağlayabilir. Aynı zamanda, hisse senetleri ve emtialar gibi yüksek riskli varlıklar, uzun vadeli büyüme potansiyeli sunabilir. Finansal danışmanlardan alınan destek, bireylerin bu dönemde sağlam yatırım kararları almasına yardımcı olabilir.

Resesyonda Yatırım Aracı Seçimi

Resesyonda yatırım aracı seçmek, planlanmış bir strateji gerektirir. Durgunluk döneminde, ekonomik belirsizlik ve volatilite arttığından, yatırımcılar daha korunaklı varlık sınıflarına yönelme eğilimindedir.
Hazine bonoları ve devlet tahvilleri gibi düşük riskli varlıklar, sermaye koruma amacıyla tercih edilir. Resesyon dönemlerinde değeri düşük olan hisse senetleri de uzun vadeli büyüme potansiyeli sunabilir. Bu nedenle, yatırımcılar portföylerini çeşitlendirmek ve riski dağıtmak için farklı varlık sınıflarına yönelir.
Resesyon dönemlerinde güvenli liman olarak kabul edilen hazine bonoları ve devlet tahvilleri gibi düşük riskli menkul kıymetler, yatırımcıların riskten kaçındığı dönemde değer kazanır. Bu varlıklar sabit getirili olup sermaye koruma sağlamalarıyla bilinir.
Altın gibi değerli metaller de resesyon dönemlerinde yatırımcıların ilgisini çekebilir. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde değer deposu olarak görülür. Bazı savunma sektörü hisse senetleri ve temel ihtiyaç sektörlerine ait şirketler, tüketici talebinin devam etmesi nedeniyle dirençli olabilir ve değer kazanabilir. Yatırımcıların dikkatli şekilde piyasa koşullarını değerlendirmeleri ve portföylerini çeşitlendirmeleri önemlidir.
Yatırım AracıResesyon DavranışıResesyonda Yatırıma Uygunluk

Altın ve Değerli Metaller

Yatırımcıların güvenli limanlara yönelmelerine neden olan ekonomik belirsizlik ve dalgalanmalarla karakterizedir. Bu bağlamda, altın ve diğer değerli metaller, resesyona karşı koruma ve değer saklama aracı olarak öne çıkar.
Değerli metaller, fiziksel varlıklar oldukları için enflasyon riskine karşı koruma sağlayabilir ve bu özellikleri, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirmek ve riskleri dengelemek amacıyla tercih etmelerine yol açabilir.
Yatırımcılar için zorlu bir ortam oluşturabilir ancak doğru stratejilerle süreçten etkilenmemek mümkündür. Genellikle resesyonlarla birlikte hisse senetleri ve diğer riskli varlıklar değer kaybedebilir. Bu durum, yatırımcıları güvenli limanlara yönlendirir. Hazine bonoları, devlet tahvilleri ve değerli metalleri içerir. Altın, resesyon dönemlerinde özellikle talep gören değerli metal olarak öne çıkar. Ekonomik belirsizlik arttıkça yatırımcılar kıymetli metalin güvenli liman özelliklerinden faydalanmaya eğilimlidir.

Tahviller ve Devlet İç Borçlanma Senetleri

Resesyon dönemleri, yatırımcıların güvenli ve istikrarlı varlıklara yönelmelerine neden olur. Bu bağlamda, tahviller ve devlet iç borçlanma senetleri, resesyona karşı koruma ve düşük riskli yatırım aracı olarak ön plana çıkar. Devlet iç borçlanma senetleri, devletlerin çıkardığı ve sabit faiz getirisi sunan tahvillerdir.
Menkul kıymetler, düşük risk taşıyan yatırımlar olarak kabul edilir ve resesyon dönemlerinde yatırımcıların ilgisini çeker. Çünkü devletler ekonomik istikrarı koruma amacıyla bu tür menkul kıymetleri ihraç ederler. Bu nedenle, resesyon sırasında tahviller ve devlet iç borçlanma senetleri, yatırımcılara düşük riskli ve sabit getirili portföy bileşeni eklemenin yanı sıra sermaye koruma ve gelir sağlama potansiyeli sunabilir.
Resesyon dönemlerinde tahviller ve devlet iç borçlanma senetleri, yatırımcılar için güvenli limanlar olarak öne çıkar. Bu dönemlerde hisse senetleri ve diğer riskli varlıkların değer kaybetme eğiliminde olduğu düşünüldüğünde, düşük riskli tahviller ve devlet iç borçlanma senetleri daha çekici hale gelir. Menkul kıymetler sabit faiz getirisi sunar. Devlet güvencesi altında olduğu için düşük risk taşır. Resesyonlar ekonomik belirsizlik ve dalgalanma ile birlikte gelir.
Tahvillerin değeri faiz oranları ile ters yönlü bir ilişki içindedir. Bu nedenle, resesyon dönemlerinde merkez bankalarının faiz oranlarını düşürme eğiliminde olmaları, tahvillerin değerini artırabilir. Yatırımcılar, tahvil getirilerinin istikrarlı olması ve sabit faiz getirisi sunmaları nedeniyle portföylerini çeşitlendirmek ve riski azaltmak amacıyla varlık sınıfına yönelebilirler. Her yatırım kararı gibi, tahvillerin ve devlet iç borçlanma senetlerinin seçimi de dikkatlice değerlendirilmeli.

Döviz ve Döviz Çiftleri

Döviz, güvenli liman olarak kabul edilir ve ekonomik belirsizlik dönemlerinde değer kazanabilir. Resesyonlar sırasında ülkeler arası ticaret dengesizlikleri, faiz oranlarındaki değişiklikler ve küresel ekonomik dengelerdeki dalgalanmalar, döviz piyasasında önemli hareketliliklere neden olabilir.
Yatırımcılar durgunluk döneminde döviz çiftleri arasındaki fiyat hareketlerinden faydalanma potansiyeli görebilirler. Bazı durumlarda, güçlü ekonomilere sahip ülkelerin para birimleri, resesyona giren ülkelerin para birimleri karşısında değer kazanabilir. Döviz piyasası oldukça karmaşık olduğundan, bu alanda yatırım yapacak olanlar için analiz ve strateji oluşturmak şarttır.
Resesyon dönemlerinde döviz ve döviz çiftleri, yatırımcılar için çeşitli fırsatlar ve riskler sunar. Yatırımcılar, güçlü ekonomilere sahip ülkelerin para birimlerine yönelme eğilimindedir. Bu durum, para birimlerinin değer kazanmasına ve kırılgan ekonomilere sahip ülkelerin para birimlerine karşı güçlenmesine yol açabilir. Döviz piyasasında birçok faktör etkili olduğundan, resesyon dönemlerinde beklenmedik hareketler ve dalgalanmalar yaşanabilir.
Döviz piyasasında yatırım yaparken küresel ekonomik gelişmeleri takip etmek ve ekonomik göstergelere dikkat etmek büyük önem taşır. Faiz oranları, ticaret dengesi, enflasyon ve politika kararları gibi faktörler, döviz çiftlerinin değerini etkileyebilir.
Yatırımcılar, çeşitli döviz çiftleri arasındaki ilişkileri anlamak ve portföylerini çeşitlendirmek amacıyla temel ve teknik analizleri kullanabilirler. Döviz piyasasının volatilite yapısı göz önüne alındığında profesyonel finansal danışmanlardan alınan destek ve dikkatli risk yönetimi stratejileri, yatırımcılara piyasada sağlam konum kazanmalarında yardımcı olabilir.

Gayrimenkul Yatırımları

Gayrimenkul yatırımları, yatırımcılar için önemli bir portföy çeşitlendirme aracı olarak öne çıkar. Güvenli ve dayanıklı varlık sınıfı olarak kabul edilen gayrimenkul, değerini koruma ve istikrarlı getiri potansiyeli sunma konusunda çekici olabilir. Resesyonlar sırasında diğer varlık sınıflarının değer kaybetme eğiliminde olduğu dönemlerde, gayrimenkul yatırımları daha dirençli olabilir. Düşük faiz oranları ve kredi maliyetleri, gayrimenkul edinimini teşvik edebilir.
Geleneksel ve yeni nesil gayrimenkul yatırımları, farklı dinamiklere bağlı olarak değerlendirilmelidir. Geleneksel gayrimenkul yatırımları, özellikle konut ve ticari emlak, güvenli limanlar olarak kabul edilir. Bu dönemde, talep genellikle azalır. Aynı zamanda düşük faiz oranları ve finansman maliyetleri, gayrimenkul edinimini teşvik edebilir. Resesyonlar iş yerlerinin kapanmasına ve konut talebinin düşmesine neden olabilir. Geleneksel gayrimenkul piyasasını olumsuz etkileyebilir.
Diğer yandan, yeni nesil gayrimenkul yatırımları, özellikle dijital gayrimenkul ve kitle fonlaması (crowdfunding) gibi alternatif seçenekler, resesyon dönemlerinde de ilgi çekebilir. Bu tür yatırımlar, küçük bütçeli yatırımcılara düşük giriş maliyetleri ve çeşitlendirme fırsatları sunabilir. Her iki tür gayrimenkul yatırımı da, resesyon dönemlerindeki belirsizliklere karşı dikkatli bir strateji ile değerlendirilmelidir. Profesyonel danışmanlık almak ve piyasa trendlerini yakından izlemek, yatırımcılara sağlam karar alma yeteneği kazandırabilir.
RUUF Invest, yönetilen yatırımlar aracılığıyla çeşitli gayrimenkul yatırım fonlarına erişim sağlayarak yatırımcılara çeşitlendirilmiş gayrimenkul portföylerine yatırım imkânı sunar. Özellikle resesyon süreçlerinde, gayrimenkul portföyleri, diğer volatilite varlık sınıflarına kıyasla daha istikrarlı performans sergileyebilir. RUUF Invest'in otomatik portföy yönetimi, yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki fırsatları değerlendirmelerini kolaylaştırır ve riskleri minimize etmeye yardımcı olur.
Resesyona Uygun Konut Yatırımı
Durgunluk döneminde, temettü dağıtan, veriye dayalı ve her bütçeye uygun şartlarda konut yatırımı imkânı.
HEMEN BAŞVUR

Hisse Senetleri ve Borsa Yatırımları

Hisse senetleri ve borsa yatırımları, yatırımcılar için karmaşık ve riskli bir ortam oluşturur. Resesyon dönemlerinde şirket kârları düşer, işletmeler zorlanır ve hisse senetleri değer kaybedebilir. Bu durum, yatırımcıların hisse senetlerine olan güvenlerini sarsabilir ve riskten kaçınma eğilimi oluşturabilir.
Resesyonlar, düşük değerlemeler ve fırsatlar yaratma potansiyeli ile birlikte gelir. Bazı yatırımcılar, düşük hisse fiyatlarını değerlendirerek uzun vadeli getiri potansiyeli arayabilir.
Defansif sektörler, temel ihtiyaçları karşılayan ürün ve hizmetleri sağlayan şirketleri içerir. Örneğin, gıda, sağlık hizmetleri, temel tüketim ürünleri gibi defansif sektörler, tüketici talebinin devam etmesi nedeniyle resesyon dönemlerinde daha kararlı kalabilir. Bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketler düşük fiyat elastikiyetine sahiptir. Talepteki azalmalara karşı dayanıklı olmalarını sağlar. Yatırımcılar, portföylerini çeşitlendirmek ve risklerini azaltmak amacıyla resesyon dönemlerinde defansif sektörlere yönelebilirler.
Döngüsel hisseler, ekonomik döngülere duyarlılık gösteren ve belirli bir sektörün performansını etkileyen hisse senetlerini ifade eder. Özellikle resesyon dönemlerinde, döngüsel hisseler zorlu bir ortamla karşılaşabilir. Bu hisseler, talep düşüşü ve endüstriyel faaliyetlerde azalma gibi faktörler nedeniyle olumsuz etkilenebilir. Resesyon sonrasında ekonomik toparlanma dönemlerinde değerlenme potansiyeli sunabilirler. Örneğin, inşaat, otomotiv ve enerji gibi sektörlerde faaliyet gösteren döngüsel hisseler, ekonomik canlanma ile birlikte talep artışı görebilir.
Yatırımcılar, döngüsel hisselere yönelerek toparlanma sürecinden potansiyel kazançlar elde etmeyi amaçlayabilirler. Hisselerdeki yatırım kararları, ekonomik göstergeleri dikkatlice takip eden ve risk toleransını doğru değerlendiren yatırımcılar için daha başarılı olabilir.
Temettü hisseleri, yatırımcılara düzenli temettü ödemeleri sağlayan şirketlerin hisse senetlerini temsil eder ve gelir odaklı yatırımcılar için çekici olabilir. Bu hisseler, şirketlerin sağlam finansal durumları ve nakit rezervleri sayesinde temettü ödemelerini sürdürebilme eğilimindedir.
Resesyonlar sırasında hisse senedi fiyatları düşer. Ancak temettü ödemeleri devam edebilir. Temettü hisselerini kararlı ve gelir üreten varlık sınıfı haline getirir. Yatırımcılar, temettü hisselerine yönelerek düzenli gelir elde ederek portföylerini koruma altına alabilirler.

Durgunluk Döneminde Yatırım Stratejileri

Durgunluk dönemleri, ekonomik aktivitenin yavaşladığı, işsizliğin arttığı ve belirsizlik atmosferinin hâkim olduğu zorlu süreçlerdir. Böyle zamanlarda yatırımcılar riskten kaçınma eğiliminde olup portföy stratejilerini gözden geçirme ihtiyacı duyarlar. Durgunluklar, hisse senetleri, gayrimenkul ve diğer varlık sınıfları üzerinde baskı yaratabilir.
Yatırımcıları korunaklı ve istikrarlı yatırım seçenekleri aramaya yönlendirir. Durgunluk dönemlerinde etkili bir yatırım stratejisi oluşturmak için güvenli limanlar, defansif sektörler ve temettü hisseleri gibi riski azaltan varlık sınıfları dikkate alınmalıdır.
Yatırım stratejileri, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirmesini ve ekonomik dalgalanmalara karşı dirençli bir pozisyon oluşturmasını hedefler.

Çeşitlendirme

Yatırım portföylerini çeşitlendirmek, yatırımcıların riskleri dengelemeleri ve potansiyel zararları en aza indirmeleri açısından önemli bir stratejidir. Hisse senetleri ve riskli varlıkların değer kaybetme eğiliminde olduğu düşünüldüğünden, güvenli limanlar olarak kabul edilen varlık sınıflarına yönelmek akıllıca olabilir.
Hazine bonoları, devlet tahvilleri, altın ve gayrimenkul yatırımı gibi düşük riskli varlıklar, portföyün direncini artırabilir. Aynı zamanda, farklı sektörlere ve coğrafi bölgelere yayılmış hisse senetleri, çeşitlendirilmiş portföy oluşturmanın anahtarıdır. Çeşitlendirme stratejisi, yatırımcıların resesyon dönemlerinde esnek ve dayanıklı portföy yönetmelerine yardımcı olabilir.

Risk Yönetimi

Resesyonda ekonomik belirsizlik ve volatilite arttığından yatırımcılar beklenmeyen zararlara karşı koruma sağlamak amacıyla etkili risk yönetimi stratejisi oluşturmalıdır. Portföy çeşitlendirmesi, farklı varlık sınıflarına ve sektörlere yayılan yatırımların potansiyel riski azaltmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, stop-loss emirleri gibi risk sınırlama araçları kullanmak ve yatırım hedefleriyle uyumlu risk toleransı belirlemek önemlidir.
Likiditeyi korumak da risk yönetiminin bir parçasıdır. Nakit pozisyonunu korumak, acil finansal ihtiyaçları karşılayabilmek ve fırsatlar doğduğunda pozisyon alabilmek açısından kritiktir. Aynı zamanda, düzenli olarak portföy değerlemeleri yapmak ve stratejileri güncellemek de risk yönetimi açısından değerlidir. Profesyonel finansal danışmanlardan alınan destek, yatırımcılara bu dönemde etkili risk yönetimi stratejileri oluşturmalarında yardımcı olabilir.

Yönetilen Yatırımlar

Yatırımcılara profesyonel varlık yönetimi hizmeti sunarak portföylerini etkin bir şekilde yönetme olanağı tanır. Yatırım yöneticileri, piyasa koşullarına hızlı şekilde adapte olabilir ve çeşitlendirilmiş stratejilerle riski azaltabilirler. Uzmanların portföyleri yönetme becerisi, yatırımcılara piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli portföy sağlama konusunda yardımcı olabilir.
RUUF Invest, yönetilen yatırımların avantajlarını sunan bir platform olarak öne çıkmaktadır. Sistem, yatırımcıların risk toleranslarına uygun gayrimenkul yatırım fonlarına yönelmesine ve yatırım yapmasına olanak tanır. Portföyler, çeşitli bölgelerde gayrimenkul varlık sınıflarına yönelir. Bu da çeşitlendirme prensiplerini destekler.
RUUF Invest'in kullanıcı dostu ara yüzü, yatırımcılara kolayca portföy performansını takip etme ve gerektiğinde değişiklik yapma imkânı sunar. Platform, yönetilen yatırımlardan faydalanmak isteyen yatırımcılara etkili bir çözüm sunarak resesyon dönemlerindeki belirsizliklere karşı güçlü bir portföy stratejisi oluşturmalarına yardımcı olabilir.
RUUF Invest ile tanışmak ve resesyona uygun kişiselleştirilmiş bir yatırım planı oluşturmak için hemen başvurun.
Paylaş
Yazar
Mirak Özoğlu

Mirak Özoğlu, Türkiye’deki konut sahipliği ve gayrimenkul yatırımına erişilebilir çözümler sunan RUUF’ta iş geliştirme ve pazarlama müdürü olarak liderlik etmektedir. Özoğlu, ev satın alma süreçlerini dönüştürme, yenilikçi sistemleri hedef kitlelere duyurma ve gayrimenkul sektörüne özgü dijital pazarlama faaliyetleriyle talep toplama konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Mirak Özoğlu’nun finansal teknoloji ve gayrimenkul sektöründeki pazarlama yönetimi, iş geliştirme ve inovatif teknolojilere dair geniş deneyimi; girişimin kitlelere duyurulmasında, büyümesinde ve başarısında kilit bir rol oynamaktadır.